Psikoterapi

Konuşarak tedavi, ilaçsız tedavi gibi birçok farklı şekilde ifade edilen, konuşup rahatlamak, birisi tarafından dinlenmek, içini dökmek olarak görülen psikoterapi süreci bunlardan daha fazlasıdır. Psikoterapi psikolojik sorunların analiz edilmesi, kavramsallaştırılması, çözüm yöntemlerininbelirlenmesi, denenmesi ve bulunan çözüm yöntemlerininsürekliliğinin sağlanması sürecidir.

Psikoterapinin en önemli özelliği belirli sorunlara yönelik çözüm seçeneklerinin ezbere kullanılmaması her danışan ile birlikte çözüm sürecinin yeniden inşa edilmesidir. Klasik tedavi anlayışından farklı olarak hastalığa göre değil kişiye özel tasarlanan teknikler kullanılır. Her ne kadar psikolojik bozuklukların da tanısal sınıflaması oluşturulmuş olsa da her danışan yaşadığı sorundan çok daha fazlasıdır ve biriciktir. Dolayısıyla her sorunun yaşanış şekli kişiye göre değişecektir. Başarılı bir psikoterapi ancak hastalık isimlerinden fazlasının olduğu unutulmadan gerçekleştirilebilir.

Psikoterapi sürecinde danışanın da terapiye aktif katılım sağlaması gerekir. Danışan ve terapistin işbirliği oluşturabilmeleri terapinin etkililiği açısından en önemli faktörlerden birisidir. Danışan da seanslar arasında yapılan çalışmalar başta olmak üzere terapi sürecinde terapist ile birlikte çalışmalıdır. Danışanın sürece aktif katılım sağlaması ancak terapistin bunu önemsemesi, danışana yol göstermesi ve süreçte danışanın sunacağı katkıya yer açabilmesi yani danışanıyla denk seviyede olabilmesiyle mümkündür. Bunun bir göstergesi olarak birçok terapist danışanıyla arasında bir masa olmadan eşit seviyedeki koltuklarda oturabilecekleri seans odası tasarımlarını tercih eder.

Psikoterapiler danışan sayısına ve amacına göre de isimlendirilebilir. Bu açıdan bakıldığında bireysel terapi, grup psikoterapisi, çift terapisi ve aile terapisi kategorileri olduğu görülür. Bireysel terapinin en önemli avantajı terapistin tüm zaman ve dikkatinin bir kişiye ayrılmış olmasıdır. Grup terapisi ise gerçek sosyal yaşantılara benzeyen yaşantıların seans odası taşınabilmesini sağladığı ve diğerlerinden alınan destek ve umudun da sürece olumlu etki etmesi avantajlarını sunar. Maliyet ve etkililik açısından bakıldığında da grup terapisi önemli bir seçenektir. Aile terapisi kişilerde görülen psikolojik sorunların aile sisteminin içinde olduğu varsayımına dayanır ve aile sistemi çalışılarak psikoterapi hedeflerine ulaşılması amaçlanır. Çift terapisi; evlilik kurumunun çağımız şartlarına uyum sağlamakta zorlanması ve boşanma oranlarının her geçen gün artmasıyla birlikte daha çok önem kazanmaya başlayan ve ilişki kalitesinin artırılmasında oldukça etkili olan bir terapi yöntemidir.

Psikoterapi sürecinin önemli belirleyicilerinden birisi de terapistin kullandığı kurumsal zemin yani psikoterapi ekolüdür. Psikoloji bilimi iki yüzyıla yaklaşan geçmişinde birçok farklı psikoterapi ekolü üretmiştir.
En önemli terapi ekollerinden birisi kognitif davranışçı terapi olarak da isimlendirilen bilişsel davranışçı terapidir. Bilişsel davranışçı terapi psikoloji literatüründe üzerinde en çok çalışma yürütülmüş, etkililiği hakkında en çok kanıt bulunan ve etki alanı en geniş psikoterapi ekolüdür. Yani bilimsel verilere göre bilişsel davranışçı terapi birçok psikolojik sorun karşısında diğer ekollere göre üstündür.
Belki de en uzun geçmişe sahip psikoterapi ekolü Sigmund Freud’un ortaya koyduğu psikanalizdir. Hala geçerliliğini koruyan psikanaliz temelli terapiler, danışan ve terapist arasında oluşan aktarımı temel alarak tedavi hedeflerine ulaşmaya çalışır. Psikanaliz oldukça uzun soluk ve yoğun bir süreçtir. Dolayısıyla bu sürece başlamadan uzun yıllar kesintiye uğramayacağı bir dönemi seçmek doğru olacaktır.

Bir başka önemli ve yaygın terapi ekolü geştalt terapidir. Bütünün, parçalarının toplamından daha fazla olduğu varsayımını temel alan geştalt terapi ekolü insanla ilgili birçok durumun anlaşılmasında psikoloji bilimine önemli katkılar sunmuştur.
Birçok farklı terapi ekolünden bahsedilebilir. Ancak ekollerle ilgili en çok dikkat edilmesi gereken onu kimin uyguladığıdır. Bahsi geçen terapi ekollerini uygulama yetisi kazanmak için psikoloji lisans almış olmak ya da psikiyatrist olmak yeterli değildir. Bir terapi ekolünün yetkin bir uygulayıcısı olabilmek için ekolün teorik zeminine hakim olmak, bu ekolle uygulama yapmış olmak ve uygulamaları üzerinden süpervizyon almış olmak gerekmektedir. Bunlar ancak standartları belirlenmiş uluslararası seviyede kabul gören psikoterapi eğitimlerini alarak gerçekleştirilebilir.

E-BÜLTEN KAYIT

E-Bülten’ e kayıt olarak en yeni haberler, duyurular ve güncellemelerden ilk siz haberdar olabilirsiniz...

BİZİ FACEBOOK’TAN TAKİP EDİN!

İLETİŞİM BİLGİLERİ

  • Şemsettin Günaltay Cad. Çamlı Apt. No:101 K:1 D:3 Suadiye Kadıköy / İSTANBUL
  • 0(216) 385 73 18
  • 0(555) 897 99 36
  • bilgi@mentalpsikiyatri.com